24 Şubat 2013 Pazar
McGregor!
Geleni geçeni yemeyen, yenecek golleri yiyen kaleci. Ona karşı oluşan güven eksikliğinin sebebi de bu belki!
"Böyle kaleci mi olur?", "Bir defa da kurtarsın be abi" veya "Şimdiye kadar hangi maçı aldı söyle bana" gibisinden sözlerle son 12 haftada çokça karşılaşmanın sebebi çevremde futbol tartıştığım insanların McGregor'un çok kötü kaleci olmasını düşünmesinden ziyade benim sezonun başından beri arkasında durup kendisini savunmamdan, sürekli iyi kaleci olduğunu diretmemden kaynaklanıyor. Eee tabi Türk halkı değil mi işte.. Olaya en basit bakış açısından yaklaşıyor, her zaman en iyisini bekliyor oyunculardan ama düşünmüyor ki Beşiktaş'ın sezon başından beri en çok canını yakanın beklerden kaynaklanan kademe hataları olduğunu. Tüm suç savunmanın demiyorum yanlış anlaşılmasın ama tek suçlu McGregor'da değil ki gördük dün akşamki Sivas deplasmanından çıkarılan 3 puanın mimarı McGregor'dur.
Her maçtan sonra düzenli olarak kendisini eleştiren basına ve çevremdeki arkadaş kitlesine de en güzel cevabı verdiğini düşünüyorum. Gerek Eneramo'nun ceza sahasına çektiği şut gerek Rajnoch'un rövaşatası olsun..
Her maçtan sonra düzenli olarak kendisini eleştiren basına ve çevremdeki arkadaş kitlesine de en güzel cevabı verdiğini düşünüyorum. Gerek Eneramo'nun ceza sahasına çektiği şut gerek Rajnoch'un rövaşatası olsun..
23 Şubat 2013 Cumartesi
Riazor Desem?
Malumunuz bu gece 21'de Deportivo kendi evinde, Riazor'da Real Madrid'i ağırlayacak. Riazor dedim ya akla ilk gelen tabi ki ; Guti'nin Benzema yaptığı olağanüstü backheal assisti!
22 Şubat 2013 Cuma
18 Şubat 2013 Pazartesi
Yakın Markaj: İshak Belfodil
Belfodil, yaz transfer döneminde alt yaş kategorilerinde neredeyse maç başına 1 gol ortalaması ile oynamasına rağmen Lyon'dan ayrılırken gerçek potansiyeline bir türlü ulaşamadığından hayal kırıklığı yaratmıştı. Cezayir asıllı gelecek vaat eden forvetlerin son halkası, Benzema'nın yeni jenerasyonda vücut bulmuş hali olarak gördüğüm Belfodil, Lyon'da geçirdiği son 2 senede kendine kabul ettirememesi üzerine bir önceki sezonun yarım dönemini Bologna'da kiralık olarak geçirmiş fakat burada da düzenli forma şansı bulamamış ve Bologna forması altında gol atamadan Fransa'ya dönmüştü. Lyon, Belfodil'den bir süre yararlanıp fiyatını bulduğunda satmayı, uzun vadeli planlarında yer vermeyi umuyordu -ki şu anki performasından sonra hem Remi Garde hem başkan Jean Michel Aulas dizlerini dövüyordur- ancak değerini bulamadan 2.5 milyon euro karşılığında yeniden İtalya'nın, Parma'nın yolunu tuttu. Lyon'un son umudu ise oyuncunun bir sonraki satışından kasasına koyacağı %20 pay belki de.
Parma'da adeta küllerinden doğan Belfodil'in kendisini kanıtlaması uzun sürmedi. Öncelikle Juve deplasmanında sonradan dahil olup oyunu hareketlendirmesiyle dikkat çekti. Genelde ilk 11'de kendine yer bulan Belfodil zaman zamanda Amauri'nin arkasında yedek bekledi. Ligde çıktığı 23 maçta 7 gol attı ve takımının en golcü ismi konumunda. 1.91 boyunda ve boyundan ötürü hava hakimiyeti ile güçlü fiziğinin yanı sıra bitiriciliği, top tekniği ve fırsatçılığıyla ön planda. Özellikle 4-1 galip ayrıldıkları, kendisininde 2 gol kaydettiği Cagliari maçında Biabiany'in direkten dönen topunda iki defans oyuncusundan sıyrılıp köşeye bıraktığı gol var ki muhteşem.
Babası aracılığıyla Cezayirli yetkililere kendini izlemelerini iletmiş fakat geri dönmemişler bu süreçte Fransa milli takımının formasını alt yaş kategorilerinde terleten Belfodil son olarak Cezayir milli takımını seçti fakat Afrika Uluslar Kupası'nda kendine yer bulamadı.
17 Şubat 2013 Pazar
Yakın Markaj: İbrahima Traore
Stuttgart'ın 88 doğumlu Gineli kanat oyuncusu
Önceki sezon Stuttgart onu Bundesliga 2'de parladığı Augsburg'dan kadrosuna katmış ama o sezon fazla süre alamadığından doğal olarak kendisini pek izleme fırsatı bulamadım. Ama bu sezon Bruno Labbadia kendisine daha fazla şans vermeye başladığından beri Bundesliga'da en çok gözüme çarpan oyuncuların başında geliyor diyebilirim. İnanılmaz bir hıza sahip ve hızına göre tekniği de hiç fena değil. Son haftalarda Düsseldorf ve şu anda devam eden Hoffenheim maçlarında çizgiye kadar inip yaptığı asistler var ki muhteşem. O kadar hızlı ki Andreas Beck daha ne olduğunu anlamadan Harnik'e çoktan golü attırdı. Performans olarak bakarsak ligde 21 maça çıkmış ve 2 golü, 6 asisti bulunuyor. İstatistiksel bakarsak belki çok ön plana çıkmıyor ama izlerseniz hemden kendine belli eder ve kesinlikle sahada sizi heyecanlandıran oyuncuların başında geleceğine şüphe yok.
Ülkesinin formasını da terletiyor. Afrika Uluslar Kupası'nda 2 maçta forma şansı bulmuş 1 'de golü var. 1988 doğumlu daha genç, cılız bi' Afrikalı. Hızlı, teknik bir kanat oyuncusu mu arıyorsunuz ? Bir bakın derim. Gerçi Stuttgart elinden çıkarır mı bilemem, gelecek vaad ediyor.
13 Şubat 2013 Çarşamba
Sakatlık!
İlkay, Shakthar maçında sahada olamayacak.
İki ayağın boyutları arasında ki fark, sakatlığın ne denli ciddi olduğunu gösteriyor zaten.
12 Şubat 2013 Salı
Sivok? Niang? Yobo?
Yer; Elazığ maçından sonra soyunma odası
Bu genç arkadaş babasının torpiliyle falan soyunma odasına inmiş olsa gerek Beşiktaşlı olmanın sınırlarını zorluyor.
"Aaa Niang mı? Ne Yobo mu a aa?"
10 Şubat 2013 Pazar
İstatistikler Konuşşun
Bazı insanlar Fernandes'in tabeladan çok göze hitap ettiğini düşünüyormuş. Bu konuda tartışmaya bile gerek olduğunu düşünmüyorum. Ben susayım istatistikler konuşsun;
Lig bazında Oynadığı maç sayısı: 17
Gol: 6
Assist: 9
Assist: 9
Beşiktaş'ın takım olarak ligde attığı gol sayısı; 46
Direkt Etki; +30%
Hücumda yaptığı pas; 215
Hücum bölgesine pas; 136
Ceza alanına top; 215 (Karabükspor maçına kadar olan)
Ceza alanına top; 215 (Karabükspor maçına kadar olan)
MatchStudy
7 Şubat 2013 Perşembe
Küçülerek Büyüyenler
Kemer sıkma politikası çerçevesinde gençlere yönelip vizyon değiştiren tek kulüp Beşiktaş mı?
Uefa'nın Finansal Fair Play düzenlemeleri çerçevesinde son zamanlarda yüksek maliyetli oyuncu transferini askıya alıp vizyon değiştiren ve bu süreçte gerek altyapıdan yetiştirdikleri gerekse daha düşük maliyetli oyuncular transfer ederek uygulanan yanlış yönetim politikaların sonucunda oluşan borçlarını azaltmaya çalışan kulüplerin başında bildiğiniz üzere Beşiktaş geliyor. Yıldırım Demirören yönetimde gırtlağa dayanan 500 milyonu aşkın borç yükünün altından kalkmak için Fikret Orman başkanlığında ki yeni yönetimin geleceğe yönelik planlamalarda bir dizi değişikliğe gitmek mecbur hale gelmişti. Bu doğrultuda yüksek maliyetli oyuncularla Quaresma, Simao gibi oyuncularla yollar ayrılmış ve takım içi ücret dengesi sağlanmıştı. Yine bu doğrultuda çoğu bonservissiz olmak üzere kadroya katılan bonservisi bedeli olsa bile düşük meblağlı, bütçeye uygun ölçüde transfer edilen gelecek vaad ettiği düşünülen genç oyuncularla yeni bir düzen oluşturulmuş ve yeni yapılanmanın temelleri atılmıştı. Peki bu yolda ilerleyen tek kulüp Beşiktaş mı?
Mourinho koltuğunda 2010 yılına damgasını vuran fakat bu sürecin ardından Mourinho'nun görevinin başından ayrılması ve yerine göreve getirilen Rafa Benitez ve Leonardo ile ligi Milan'ın gerisinde 2. tamamlayan bir sonraki sezon ise Gasperini(ne alaka?) ile başlayıp Ranieri ile devam eden kabus sezonunda İnter sadece 58 puan toplayabilmiş ve tarihinin en kötü dönemlerinden birini geçirmişti. .Bu kötü geçen sezonun sonlarına doğru takımın başına getirilen İnter'in alt yaş kategorilerinde kazanmadık kupa bırakmayan Andrea Stramaccioni'den istenen takımı sezon sonuna kadar idare etmekti fakat o görevde kaldığı süre boyunca Inter daha derli toplu bir görüntü çizdi. 9 maçlık bu süreçteki performansıyla dikkat çekti ve yeni kontrata imza attı. Sezon bittiğinde tek teselli ise ligi 6. sırada bitiren takımın Uefa Avrupa Ligi'ne katılma hakkı elde etmesi idi. Genç teknik adam ile beraber artık İnter'de bazı tabuların yıkılma zamanı gelmişti. Milenyum çağının Juventus ve ezeli rakipleri Milan'ın önünde tek hakimiyken bir de 2010 kazanılan Şampiyonlar Ligi kupası, İnter taraftarının geleceğe umutla bakmasını sağlıyordu fakat Mourinho'dan sonra işler bir türlü rayına oturmadı. Moratti sezon başında kulübün mali durumunun kötüye gittiğini ve yeni düzenlemeler yapacaklarını belirtti. Bu, kulüp için bir nevi "Feda" politikası oldu tıpkı Beşiktaş'ta gibi. Artık kulübün içinde bulunduğu mali durumdan dolayı bir zamanlar Cristian Vieri'ye ödedikleri uçuk miktarlarda transfer yapmaları düşünülemez ama yeni çizdikleri vizyonda altyapıdan oyuncu yetiştirerek veya maddi imkanları doğrultusunda gelecek vaad eden genç oyuncu transferleri ile ilerleyecekler. Şampiyonlar Ligi kupasını kaldıran takımın kilit oyunculardan başta Sneijder olmak üzere Maicon, Lucio ve Julio Cesar dışında Forlan, Pandev gibi oyuncular yüksek yıllık ücretlerinde indirime gitmemeleri ve ödenen maaş miktarların takım içi dengelerini bozduğu gerekçesiyle kulüpten ayrılırken ara transfer döneminde Stramoccioni'nin pek forma şansı tanımadığı Coutinho 20 yaşında olmasına rağmen Liverpool'a transfer oldu. En son altyapıdan yetişen, Mourinho'nun üzerine çok düştüğü Davide Santon gibi genç oyuncuları kolayca elden çıkaran Moratti yönetiminin kendi altyapı hizmetleriyle bugünlere gelen ve şampiyonluklar yaşayan kendi jenerasyonu ile Stramoccioni'nin, gençlerden kolayca vazgeçmesi düşünülemez. Zaten şartlar göz önüne alındığında Moratti'nin 20 milyon euroyu tek bir oyuncuya harcama lüksünün olmadığı, geleceğe yönelik genç takım kurma oluşuma en iyi cevap veren isim şüphesiz Stramoccioni olurdu ve Moratti de öyle yaptı. Teknik adamların kolayca harcandığı bir ligde genç teknik adamın Moratti tarafından kredisi sonsuz gözüküyor.
Kadroya gelecek olursak Stramoccioni'nin şampiyon jenerasyonundan A takıma çıkardığı isimlerden bazıları; Uefa Avrupa Ligi'nde Inter adına 4 gol kaydeden ve ara transfer döneminde deneyim kazanması için Atalanta'ya kiralık gönderilen Marko Livaja, sezon başlamadan Spezia'ya kiralanan fakat fizik yetersizliği gerekçesiyle forma şansı bulduğu maçlarda bile 90 dakikayı tamamlamayan, sezon ortasında ise bir başka Serie B takımı olan Crotone'ye kiralanan Lorenzo Crisetig, Livorno'da kiralık oynayan, güçlü fiziğiyle dikkat çeken Joseph Duncan ve Handanovic'in alternatifi 22 yaşında ki Vid Belec en çok dikkat çeken isimlerin başında geliyor. Bu genç oyuncuların yanında başta Zanetti olma üzere Chivu,Cassano, Milito ve Cambiasso gibi tecrübeli isimlerde takıma tecrübeleriyle öncülük ediyor. Ayrıca ara transferde Dinamo Zagreb'ten kadroya katılan Mateo Kovavic ki İnter onun için sınırlarını aşıp 11 milyon euroyu gözden çıkardı. Ülkesinde yeni Modric olarak görülüyor ve Kısa sürede Sneijder'i unutturabilir. Olimpiyatlarda sergilediği performansla ilk 11 değişmez ismi olan Juan Jesus'ta gözde gençler arasında yer alıyor.
İnter şu an ezeli rakibi Milan ile aynı puanda Avrupa Ligi potasında yer alıyor. Lider Juventus'la aralarında 12 puan fark var. Şu an sıralamada bulundukları durumun altında ligi bitireceklerini sanmıyorum. Avrupa Ligi demişken; İnter'in rakibi Cluj. Cluj engelini aşmakta zorlanmazlar ama 3 yıl önce Şampiyonlar Ligi'ni kazanıp zirve yapan bi takım için şimdilerde Uefa kupasını kazanmak nasıl hissettirir bilemem. Nerden nereyee?
Aynı durum bir bakımdan Liverpool içinde geçerli. Maddi olarak Inter ve Beşiktaş kadar zor durumda olmasalar bile izledikleri gençleştirme polititakası doğrultusunda yatırım yapmaktan çekinmeyen Kırmızılar, efsaneleri Kenny Daglish ile geçirdikleri 1954'ten bu yana tarihinin en kötü sezonunun ardından sonra koltuğun başına İrlandalı teknik adam Brendan Rodgers' getirmişti. Her ne kadar Rodgers, 2008-2009 sezonunda 86 puan ile ligi 2. tamamlayıp ve o sezona kadar her zaman zirveyi zorlayan takımın başına Kral'dan sonra geçmesine rağmen verdiği mesajlar ile taraftarın sevgisini kazanması uzun sürmedi. Kulübün, Liverpool formasıyla ligde attığı gol sayısının bir elin parmaklarını geçmediği 41 milyon euroluk adam Andy Carroll ve 38 maçlık periyotta takıma gol ve asist anlamında "0" ekti yapan 22 milyonu euroluk Stewart Downing ikilisine bu meblağları ödemesi felaketti.Eski Polonya efsanesi Boniek'in Carroll'ın yeteneklerini tarif ederken "8 yaşında ki torunum bile teknik açıdan daha donanımlı" diyor. Boniek'in torununu bilemem ama kafa toplarında ki hakimiyeti dışında Carroll'un öne çıkan bir kabiliyeti yok. Bu iki isim kendilerine ödenen ücretin altında kalırken yönetim bardağın dolu tarafından bakarsa Torres transferinden kasaya giren 50 milyon pound ve Mascherano'nun Katalanların yolunu tutmasıyla bonservisine ödenen 18 milyon pound ekonomik olarak kulübü rahatlatsa da yerlerine doldurmak için alınan isimlerin performansı ortada. Her şeye rağmen kulüp potansiyelli genç yeteneklere ve tabi ki Gerrard'a, Agger'e ve Suarez'e sahip.
Sezon başında takıma katılan isimlere bakarsak; 15 milyon pounda Swansea'den transfer edilen 22 yaşındaki orta saha oyuncusu Joe Allen ve ara transferde kadroya dahil olan Sturridge ile Coutinho takımın göze çarpan yeni isimleri. Bonservisine 14 milyon euro ödenen Borini ve bir diğer yeni transfer Assaidi beklentileri karşılayamazken Sturridge gelir gelmez golleri sıralamaya başladı. Bu oyunculara ek olarak eldeki uzun sakatlık sürecinin ardından toparlanan Lucas Leiva, Shelvey, İspanyolların İngiltere'ye pazarladığı genç yeteneklerden Suso, Raheem Sterling, Henderson, Sebastian Coates vs.
Çok kötü başladıkları ligde işler yavaş yavaş düzene girmeye başladı -En azından önceki sezon attıkları 47 gole neredeyse ulaşmış durumdalar- Arsenal ve City deplasmanlarından puanla döndüler ama en yakın rakipleri 6. sıradaki Arsenal ile aralarında 5 puan fark var. Yükseliş dönemindeler fakat sezonu Şampiyonlar Ligi potasında tamamlamaları çok zor. Avrupa Ligi'nde ise son 32 takım içerisinde yer aldılar, rakipleri Zenit. Rakipleri bu kupayı kendilerine oranla daha çok istiyor. Zaten Liverpool'un öncelikli planları arasında Avrupa Ligi'nin yer aldığını söyleyemeyiz.
Özillll!
Almanya'nın Fransa karşısında 2-1 galip geldiği özel maçta Mesut'un Khedira'ya yaptığı asist. Olağanüstü!
4 Şubat 2013 Pazartesi
Marsilyalı Emekçi!
Niang!
Ali Ece'nin Niang hakkında yazmış olduğu yazıdan sonra bana pek konuşmak düşmez ama yine de bi iki kelime karalayacak olursak Niang 33 yaşında ve basın toplantısında yaklaşık 1 aydır antrenmansız olduğunu söyledi. Önemi var mı? Yok. Bu adam emekçi adam, oynadığı her takımda maksimum performansını sahaya yansıtmak için çabalayan adam. Üstüne üslük bir de Dentinho ve Almeida'nın sakatlandığı şu dönemde takımın ona fazlasıyla ihtiyacı var ve kısa zamanda Marsilya günlerinde ki kadar olmasa bile belli bi ritim tutturacaktır. Aslında Almeida ile ikisini aynı anda sahada görmek daha güzel olurdu (Kendisi forvetten ziyade sol açıkta oynayabiliyor) ama olmadı Beşiktaş'ın bitmeyen çilesi sakatlıklardan Almeida'da da nasibini aldı.
Sonuç olarak; yaş itibariyle uzun vadeli bir transfer olmasa bile kısa vadede yapılabilecek 10 numara, 5 yıldız transfer!
Sonuç olarak; yaş itibariyle uzun vadeli bir transfer olmasa bile kısa vadede yapılabilecek 10 numara, 5 yıldız transfer!
Siz en iyisi şuna bakın;
http://www.fourfourtwo.com.tr/2013/01/31/bir-kolektif-futbol-abidesi-mamadou-niang/
2 Şubat 2013 Cumartesi
Suçlu Kim?
Fernandes ile Toraman'ın çalışılmış olsa gerek golüne gole kadar - kornerlerde bile Fernandes hep ön direği düşündü eğer ki çalışılmış bir şey ise bunu Bordeaux'un şampiyon olduğu sezonda Gourcuff'un asistlerinde de gördük - Sahada kör dövüş hakimdi. Üst üste yapılamayan 7-8 pas, bitmek bilmeyen fauller eşliğinde geçen ilk 15 dakikanın ardından Beşiktaş için her şey olumlu şekilde ilerliyordu.
Samet Aybaba'nın Almeida'nın sakatlanıp çıkmasının ardından kenarda hazır olup olmaması önemli olmayan Dentinho var iken Ptt 1.Lig'de son sırada bulunan Ankaragücü'nden alınan, öz güveni ve inisiyatif alması hariç yeni İlhan Mansız olma yolunda olumlu sinyaller vermeyen ama kazanacağını düşündüğü Sinan'ı en basitinden karşı karşıya harcadığı 2 net pozisyonu düşünürsek yanlışından erken dönme manasında Dentinho-Fernandes değişikliği yerine Dentinho-Sinan değişikliği daha makbul olurdu. Rakibine karşı sayıca üstün iken yetenekli orta saha oyuncularınla topu ayağında tutup boş alan yaratıp skora gidersin fakat Aybaba son zamanlarda sıkça yaptığı yanlış tercihlerden birini yaptı ve skoru tayin etti. Sinan tercihine farklı boyuttan yaklaşırsak zaten oyuna sonradan giren oyuncuyu belli bi' süre sonra oyundan çıkarmak biraz da gurur meselesi özellikle Beşiktaş forması altında ilk maçını oynayan bi' genç için ama ben Mourinho'nun Chelsea döneminde Boulahrouz'u sonradan oyuna alıp 22 dakika sonra çıkardığını da biliyorum.
Bir diğeri de bir önceki sezon Gençlerbirliği'nin başarısında bi Yasin, Hurşut, Tum veya Soner kadar katkısı olmamasına ve dikkat çekmemesine rağmen "sağ bek" adı altında transfer edilen Mehmet Akgün'ün sağ bek oynamaktan ziyade Samet Aybaba soyunma odasında adını tahtaya yazdığı yerde dikilsin diye sahaya sürmüş olsa gerek Karabükspor'un attığı ilk golde yaptığı çokca alışık olduğumuz kademe hatası da dahil hiç bir şey yapmadı ama çok güzel dikildi!
Hakeme gelecek olursak skorun 2-2'ye geldiği pozisyonda Ersan'a yapılan bariz faulü çalmayıp oyun alanının içinden çevrilen topu dışarıdan çevrildiği gerekçesiyle golü vermemesi Beşiktaşlı'nın kaderi mi diyeyim artık bilemedim. "Suçlu kim?" siz karar verin ama bu işten en çok içi yanan kuşkusuz Beşiktaş taraftarıdır.
Birde Tüm bu oyuncu seçimlerinin dışında Samet Aybaba'nın skor 2-2 ve dakikalar 84'ü gösterirken Ersan'ı suçlu gibi lanse edip oyundan alıp skor anlamında bir hamle yapmanın aksine Escude'yi sahaya sürmesi ayıptır, suçtur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















