20 Ağustos 2013 Salı

Ekolün Son Parçası: Bernard


Brezilya futbolunun son dönemde yetiştirdiği yeni yıldız adaylarından 20 yaşındaki bücür Bernard, Lucescu'nun takımı Shakhtar'a transfer oldu.

Lucescu'nun takımın başına geçtiği günden bugüne başarı basamaklarını aksaksız tırmanan Shakhtar'ın bu seviyeye gelmesinde kuşkusuz yaratılan Brezilya ekolünün payı çok büyük. Defans hattını yerli veya Doğu Avrupalı fiziki açıdan güçlü futbolculardan oluşturup ileride tercihini Brezilyalı futbolculardan yana kullanıp Ukrayna Ligini domine eden, Avrupa'da ise her sene üstüne koyarak devam eden Lucescu'nun takımında yaz transfer döneminde kadroya katılan Fernando, Wellington Nem, Fred ve Bernard ile birlikte toplam 12 Brezilya asıllı futbolcu yer alıyor. 

Yaz transfer döneminde Bernard için kulübü Atletico Mineiro'nun kapısını çalan tek kulüp Shakhtar değildi. Bu süreçte Bernard'ın adı Dortmund, Tottenham ve Porto ile ciddi şekilde anıldı fakat o tercihini Ukrayna'dan yana kullandı. Dortmund'un kendisi için 12 milyon euro teklif ettiği haber olurken Shakhtar, onun için 25 milyonu gözden çıkardı. Peki eder mi? Henüz 20 yaşında, sadece ülke sınırları içerisinde top koşturmuş ve milli takımın direkt oyuncusu olmadığını da hesaba katarsak, etmez. Aslında Brezilyalı oyuncuların bu tarz uçuk rakamlarla yurt dışına transfer olmasının altında yatan başlıca sebebin, menajerler ve pazarlama becerileri olduğu aşikar.

Genç yaşta evinden ayrılıp, kıta ve yarım küre değiştiren bu delikanlının yeni takımına, farklı futbol anlayışına ve Doğu Avrupa'nın sert iklimine uyum süreci, performansına etki eden en büyük faktörler olacak. Takımda, kendisi ile beraber 12 Brezilyalı'nın bulunması ve kurt hoca Lucescu'nun elindeki malzemeden en yüksek verimi alması ise en büyük avantajı olacak.

Nasıl bir oyuncu?

Öncelikle Bernard'ı fazla izleme şansı bulamadım. Konfederasyon Kupası'nda oyuna sonradan girip süre aldığı maçlarda ve youtube aracılığıyla izlediğim görüntülerle kendisi hakkında fikir sahibi olabildim.

20 yaşında, boyu 1.68 -bazı kaynaklar 1.62 diyor-. Brezilyalılara has futbol yeteneğini, gelişmiş top tekniğini ve hızını, futbol zekası ile birleştirildiğinde ortaya çıkan hücum silahi, ufak tefek yapısına aldırmadan rakip savunmalara zor anlar yaşatan, "pırpır" tanımlamasına uyan bir oyuncu. Özellikle Jo'ya yaptığı asist görülmeye değer.


Marco's Moves 1


İzlemekten en çok keyif futbolcuların başında gelir Reus.. Hatta şöyle söyleyeyim; Bundesliga'da sezon boyunca hangi takımın daha çok maçını izlediysem sebebi bu adamdır. 2 sezon önce Gladbach'ta underrated kral Juan Arango'lu, Dante'li kadro ile müthiş işler yaparken izlemeye doyum olmuyordu, Dortmund'a geçti zirve yaptı. 

İzlemeye devam.. 


19 Ağustos 2013 Pazartesi

Maç Yazısı: Beşiktaş-Trabzonspor


Sezonun ilk maçında, sahada geçen sezon en çok sıkıntı yaşanan meselelere çare bulmuş, şuursuzca gerçekleştirilen hücumdaki çoşkunun yerine daha sakin temkinli oynayan, takım halinde savunmada daha derli toplu gözüken Slaven Bilic'in Beşiktaş'ı vardı.

90 dakika boyunca oyunun kontrolünü elinde bulunduran ve tempoyu belirleyen Beşiktaş'ta Atiba -başta olmak üzere- ile Veli'nin oluşturduğu orta saha ikilisinin bitmek bilmeyen enerjisi ile rakibe neredeyse hiç boş olan bırakmazken Fernandes'e yeteneklerini rahatça sergileyebileceği alan oluştu fakat savunmada yakalanan takım bütünlüğü ilk yarı itibari le ile hücuma yansımadı. Rakiple çok sayıda ikili mücadeleye giren, topu ceza sahasına kadar iyi taşıyıp devamı getiremeyen Mustafa Pektemek ile hala istenilen seviyede olmayan Dentinho 'nun performansı Beşiktaş'ın 3. bölgede etkisiz kıldı.

İkinci yarıda Slaven Bilic'in oyuna yaptığı yerinde hamleler ile hücumda ilk yarıya nazaran daha çoşkulu bir Beşiktaş vardı. Özellikle sonradan oyuna giren Gökhan Töre ve sazı eline alan Fernandes ile ileride daha fazla top tutan Beşiktaş, ikinci yarıda kendine gelen Olcay ile golü buldu. Golünde etkisi ile oyunun geri kalan kısmında daha rahat oyun sergilenirken kariyerindeki ilk resmi golü bulan Töre skoru belirledi. Gökhan Töre'nin sahip olduğu bu yetenekle henüz ilk golünü atıyor olmasına da inanmak zor.

Geçen sezona nazaran savunmada çok daha derli toplu görüntü çizildi. Asıl mevkisinin dışında görev alan Ersan bile sol bekte sırıtmadı. Escude-Sivok ikilisi uyumlu gözüktü fakat bunda sahanın her yerinde rakibe üstünlük kuran, basmadık yer bırakmayan Atiba-Veli ikilisinin payı büyüktü. Daha dengeli futbolu temel edinmiş Beşiktaş'ta hücumda yeterli yaratıcılık sağlanamadığı takdirde kulübede Oğuzhan gibi bir yeteneğin olduğunu da hatırlatalım.

6 Hakem, Tek Pozisyon

Maçın başından beri tabiri caizse "kaşınan" Colman'ın sarı kart gördüğü pozisyon dışında birkaç sert müdahalesinin yanı sıra 40. dakikada Mustafa Pektemek'e yaptığı akıl almaz faule kart göstermemesi inanılır gibi değil. 6 hakeminde görmediği pozisyonu Mustafa Reşit Akçay gördü, önlemini aldı. Colman 48. dakikada yerine Zokora'ya bıraktı.

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Fransa'da Yeni Sezon: Gourcuff'un Yolu


Fransa Lig 1 dün oynanan müsabakalarla start verdi. Lyon kendi evinde Nice'ı 4-0 ile sahadan silerken, Gourcuff 1 gol, 2 asist ile oynadı.

  • Şanssızlıklarla Dolu Sezon: 12-13
Aslında henüz 1. hafta itibari ile çıtayı yüksek tutup iddaalı konuşmak istemiyorum çünkü; çok değil, daha bir önceki sezon Lyon, ligin ilk haftası deplasmanda Rennes'i 1-0 ile geçerken, golü maçın genelinde de fena performans sergilemeyen Gourcuff atmıştı fakat bir hafta sonra, Troyes maçının henüz 12. dakikasında sakatlanıp oyundan alınmıştı. Sakatlığın etkilerini tamamen üzerinden atması ve yeniden sahalara dönmesi yaklaşık 3 ayı bulan Gourcuff, Stade de Gerland'da oynanan Bastia maçında ilk 11'deki yerini alırken 5-2'lik Lyon galibiyeti ile sonuçlanan karşılaşmada sahanın en çalışkan ve göze batan oyuncusu olmuştu. Zaten Fransız medyasının devamlı gündeminde tuttuğu, desteğini esirgemediği Gourcuff, sakatlığı süresince yayıncı kuruluş Canal + tarafından anbean takip edildi ve bu süreç "L'ame de fond" adlı belgeselde toplandı. 

Gourcuff için 12-13 sezonunun geri kalan kısmı inişi-çıkışlı ve kısa süreli nükseden sakatlıklar ile boğuşarak geçti. Formunu yakaladığı dönemlerde ise Grenier'in iyi performansına ve Remi Garde'nin defansif özellikli oluşturduğu ortasaha formasyonlarına takıldı ve düzenli olarak forma giyip ritim tutması Nisan ayını buldu. Ligin son 7 karşılaşmasında ilk 11'deki yerini bırakmadı. Özellikle gol bulduğu deplasmandaki Nancy ve Rhone derbisinde iyi performans sergiledi. Karşılığını ise 5 Haziran'da Uruguay ile oynanan dostluk maçında milli formayı sırtına geçirerek aldı. 


  • Yeniden: 13-14
Bu sezona gelecek olursak; Lyon'da neredeyse boş geçirdiği 3 yılın kötü anıları silmek isteyen Gourcuff, sezona yine iyi bir başlangıç yaptı ama devamlılığı ve performansı konusunda fikir edinmek için biraz daha zamana gerek olduğu aşikar. Ligin ilk haftasında futbola başladığı ve düzenli forma giyerek kendisine Milan kapılarını açan Rennes'i konuk ettiler ve 10 üzerinden 10'luk performans sergileyen Yoann, 2 asistinin yanına 90+'da frikikten  harika bir de gol ekledi. Sakatlık yaşamadığı sürece performansında düşüş yaşaması zor ve şu anki form grafiğini devam ettirdiğinde de yedek kulübesi ona uzak gözüküyor. 


Sahada klasik bölgesinin dışında yer bulan Gourcuff, ofansif orta sahanın sol kanadına adapte olmaya başladı. Genç Grenier'in iyi performansı ve Remi Garde'nin bu ikiliyi aynı anda oynatmak istemesi ile forvet arkası pozisyonunda Grenier oynarken Gourcuff ise onun solunda yer alıyor. Bir dönem forma rekabeti yaşadığı Grenier ile  aynı anda sahada olması da kendisine alternatif olanlardan kesik yeme ihtimalini zayıflatıyor. Bu sayede sezon genelinde önceki yıllara nazaran daha sık forma şansı bulan ve bu şansı daha verimli kullanan bir Gourcuff görme ihtimali yüksek.


  • Lyon ne yapar?
Öncelikle çok ciddi bir rakipleri olmadan şampiyonluğa ulaştıkları müthiş 7 sezon geride kaldı. Hatta bu sezon ilk 4'ün içinde yer alabilmeleri bile başarı olarak gösterilebilir. Arap sermayesinin elinde bulunan Paris SG, bu sezon da Avrupa'ya akıttığı ciddi rakamlarla, zaten Lig 1 şampiyonluğu için yeterli olan kadroyu Edinson Cavani, Marquinhos ve u20'nin yıldızlarından Lucas Digne transferleri ile sınıf atlatarak Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu için iddaalı sayılabilecek bir takıma dönüştürürken, Rus işadamı Dmitry Rybolovlev'in satın aldığı Monaco ise yeni yükseldiği Lig 1'e, eldeki bazı kaliteli isimlerin yanına Radamel Falcao, Moutinho, James Rodriguez ve bu lig için tecrübeli Toulalan ile Abidal gibi yıldız isimleri kadrosuna katarak bir anda kağıt üstünde şampiyonluk için Paris SG'e rakip olacak takım hüviyetine dönüştü. Ne olursa olsun her dönem zirveyi zorlayabilecek potansiyele sahip Marsilya ise en önemli hamlesini, Dimitri Payet ile yaparken  Joey Barton, Gignac, Ayew'ler ve Mathieu Valbuena'dan oluşan takım iskeletinin çevresini İmbula ve Benjamin Mendy gibi gençler ile takviye etti ve rakiplerine nispeten daha zayıf gözükmesine rağmen zirveyi zorlayacak takım oluştu. Tüm bunlara Thauvin'li Lille'de cabası!



Rakipleri tüm bunları yaparken, Lyon başkanı Jean Michel-Aulas ise kulübün yaşadığı maddi sıkıntı dolayısıyla, rakiplerinin transfer ettiği yıldızlara karşın, Lyon formasını terlettiği sürece takımın gol yükünü üstlenen Lisandro Lopez'i Katar'a yollarken, zamanında 9 milyon'a Dinamo Zagreb'ten transfer edilen Dejan Lovren'i 10 milyon euro'ya Premier Lig ekibi Southhampton'a yolladı. Transfere neredeyse hiç para harcamazken, B takımdan tam 8 oyuncu as takıma yükseldi. 


Sonuç olarak; Paris SG, Monaco gibi sermayenin satın aldığı kulüplerin yanında, maddi sıkıntı yaşayan Lyon'un şampiyonluk potası içinde yer alması çok zor. İlk hafta ligin iyi ekiplerinden Rennes'i 4-0'la geçtiler fakat bir maçta sezonun geneline neler olacağını görebilmek imkansız. Bir nevi; Lyon bu sezon Gourcuff ve Grenier ikilisinin ve önlerinde genç forvet Lacazette'nin ayağına bakıyor olacak. Sermaye kazanacağına Lyon kazansın!

  • Arsenal'in yolunu da tutabilir
Gourcuff, Bordeaux ile lig şampiyonluğu yaşadığında en ciddi taliplisi Arsenal'di fakat kulübü 22 milyon euroluk bonservis bedeli öneren Lyon'un teklifini kabul etti. Gourcuff ise yıllık yaklaşık 5  milyon euro kazanacaktı. Şimdi ise bu ücret -haftalık 400 bin euro civarı- kemer sıkma politikası izleyen başkan Aulas'ın canını sıkmış olacak ki Gourcuff yeni adresinin Arsenal olabileceğini, 1 yıllık kiralamaya sıcak baktıklarını dile getirmiş. Gider mi? Giderse Wenger içindeki Yeni Zidane'ı çıkarabilir mi o da ayrı bir yazı konusu.

9 Ağustos 2013 Cuma

Belluschi Şanssızlığı


Bursaspor'un dün akşam nispeten daha zayıf olan rakibi Vojvodina karşında uğradığı hezimeti farklı boyutlarda veya sorumlu tutabileceğimiz kişiler üzerinden tartışabiliriz ama benim değinmek istediğim kısım; gerek bir önceki sezon ki ön eleme maçı olsun gerekse dün akşam Atatürk Stadyumu'nda oynanan rövanş maçında sahadaki yerini alamayan Belluschi'nin şanssızlığı..

Hatırlarsanız önceki sezon Bursaspor, yine bir UEFA Avrupa Ligi ön eleme turunda Twente ile eşleşmiş ve evindeki ilk maçı üstün bir oyunla 3-1 kazanarak rövanş karşılaşması için avantaj elde etmişti. Fakat işler istenildiği gibi olmadı. Bursaspor ilk yarının son dakikasında skoru 1-1'e getirse de ikinci yarıda peş peşe gelen gollere engel olamamış ve neticesinde gardı düşen Bursaspor, turu rakibine armağan etmişti. Twente karşısında iyi ve akıllı oynamasına, mücadele etmesine rağmen rakibine boyun eğen Bursaspor'un en büyük eksisi, kuşkusuz ki Avrupa kupalarında yeteri kadar tecrübe edinememiş olmasıydı. Belluschi'nin Bursaspor'a transferi ise tam Avrupa Ligi'ne katılma şansını kaybettikten hemen sonra gerçekleşmiş ve insanları "madem böyle bir adamı alacaktınız da neden şimdiye bıraktınız?" diye düşünmeye sevk etmişti.


Belluschi dün akşamki Vojvodina karşılaşmasında da sakatlığı sebebiyle forma giyemezken, Bursaspor, nispeten daha zayıf rakibi karşısında 3-0'lık skorla hezimete uğradı ve Avrupa Ligi'ne katılma şansını kaybetti. Yetenekli ayaklara sahip olmasına rağmen Bursaspor'un ortasahanın üstünlüğünü elde edememesini, 3.bölgede etkinlik gösterememesini, Belluschi'nin yokluğunda ortasahanın ortasında görev alan ikilinin, takımın en önemli silahı Batalla'ya gerekli desteği verememiş olmasına ve doğal olarak rakip tarafından 90 dakika boyunca devam markaj altında kalan Arjantinli yıldızın etkili olamamasıyla da açıklayabiliriz.



Peki ya Belluschi olsaydı?

6 Ağustos 2013 Salı

Mektup

Bu sezon her takım kendi maddi koşulları ve hedefleri doğrultusunda başarılı olması muhtemel transferler politikaları izledi. Beşiktaş, belkide karakter olarak kulübün imgesine en uygun teknik direktörlerden biri olan Slaven Bilic ile yeni bir sayfa açtı. Maddi koşullarını zorlamadan Pedro Franco, Gökhan Töre, Ömer Şişmanoğlu gibi genç ve potansiyel sahibi oyunculara yönelik hamleler yaparken, kalesini ise Tolga Zengin gibi bir isimle sağlama aldı. Hilbert'ten boşalan sağ bek mevkisini ise olabilecek en iyi Türk oyuncu ile, Serdar ile doldurdu. Beşiktaş'ı bu konuda asıl başarılı kılan faktör ise;  kulübün maddi dengesini sarsmadan, belirlenen transfer politikası çerçevesinde ihtiyaç duyulan mevkilere yapılan toplam 9 transfer için kasadan sadece 10 milyon euro civarı paranın çıkmasıydı. Olaya belki biraz duygusal belki de menajerlik oyunları oynayan bir çocuğun kafasıyla yaklaştım ama  
bana göre hedeflenen ve gerçekleştirilenleri baz aldığımızda transfer döneminin yıldızı; Beşiktaş..